chalilozdemir

Çevrimiçi : 2
Bülten

Search Engine Webmaster

Bumerang - Yazarkafe

"Yanlış Kimlik" Sorunu

Profesyonel Satıcının Hakları » "Yanlış Kimlik" Sorunu

TT:"Yanlış Kimlik" Sorunu

Hepimiz kendimizi beğenmek ve benimsemek için, varlığımızdan mutlu ve gururlu olmak için uğraşırız. Sadece profesyonel olarak değil, bir kişi, bir birey olarak “değerli, yaraşır insan” olmak, varlığımızdan tatmin olmak isteriz. Bu çabamızı bazen bize acı veren bir biçimde farkederiz, bazen de hiç farketmeyiz. Fakat her iki durumda da, enerjimizle ne yapacağımızı kararlaştırırken bu dürtü önemli bir rol oynar.

Soyut şekliyle kendimizi kabul bir tutumdur. Burada nitelik, yetenek ve kazanımlarımızdan tatmin olmak ile sınırlılıklarımızı tanımak dengelenir. Pratikte, hayata sahip olmak ve onu yapmak, yani yaşamımızı sürdürmek ve zevk almak için yaptıklarımız ve maddi anlamda sahip olduklarımız, ”bir kişi olma” duygusuyla ve arabalar, evler, klüpler ve işimiz olarak cisimleşen mantıklı değer ve benimseme duygusuyla içiçe geçmiştir. Kendi değerini ve kendini benimsemeyi tanımlarken, yapılanlar ve sahip olunanları belirleyen özgüllükler mesleğe göre değişir. Örneğin rahiplerin, doktorların ve işçilerin, hepsinin kendi değerlerini ölçmede, kendilerine özgü, standart yapma ve sahip olma setleri vardır.

Satış elemanlarında gördüğümüz bir özgüllük - onları hayatlarını kazanmak için satış yapmayanlardan ayıran bir değer ya da inanç olarak kendilerini ve kimliklerinin gelişmesini değerlendirmede paraya verdikleri roldür. İncelediğimiz meslekler arasında sadece profesyonel satıcının alt çizgiye bağımlıdır; gerçekten de sürekli olarak sağlanan lira ve kuruşları sayarlar. Geniş anlamında alırsak, çoğu insan bir satış işi yapar. Din adamları iman, doktorlar sağlık ya da tedavi ve işçiler de emek “satar”. Fakat sonuçlar ve ödüller arasındaki doğrudan ilişki can alıcıdır, profesyonel satıcıyı, gelip geçici pazarlamacı ve amatörden bu ince çizgi ayırır. Bütün meslekler arasında, sadece satış profesyonelleri tamamen koşturarak gidip getirdikleri liralar ve kuruşlar temelinde ayakta durur ya da düşerler, eleştirilir ya da ödüllendirilirler. Kendisini destekleyenlerin sayısına bakılmaksızın satış temsilcisine büroya geri döndüğünde, “Kotanı tamamladın mı?” sorusu sorulur. Satış profesyonelleri buna göre ölçülür. Kabul edilebilir herhangi bir gerekçe yoktur ve “satış yoksa”, ödeme de yoktur. Satın alırlarsa ve aldıkları zaman yemek yersin, almadıkları zaman kemerini sıkarsın. Çok az sayıda şirket, neredeyse yapılmak üzere olan bir satış için komisyon öder ve şirketler zor da olsa, “cepte keklik” gibi de olsa, bütün satışlar için aynı ödemeyi yapar.

Hiç kimse bir din adamından kurtardığı ruhların hesabını tutmasını istemez, işçilere de kazdıkları hendeklerin ya da çaktıkları çivilerin sayısına göre ödeme yapmaz. Doktor bile sadece denemesinin karşılığını alır; bir cildiye uzmanına işi düşmüş kızı ya da oğlu olanlar, sonucun hiçbir zaman garatili olmadığını bilirler.

Satış elemanlarının kendi “OKEY-lik durumları”nı değerlendirmeleri, bu mesleki hakikatla çok yakından ilgilidir. Bir çoğu kendilerini - bir insan olarak değerlerini - iş başarıları bağlamında değerlendirir. Satışlar iyiyse, onlar değerli, iyi, önemli ve genel olarak OKEY’dir. Satışlar düştüğünde kötü, üşengeç, etkisizdirler ve genel olarak OKEY değillerdir.

Tıp gibi bazı alanlar profesyonellere mesleğin baskısına uyum sağlamada yardımcı olacak ve özdeğerlendirmede destek sağlayacak bir iç ahlaka ve değerlere sahiptir. Satış işinde böylesi kültürel ve normatif yapılar yoktur. Birçok satıcı için durum okuldakine benzemektedir. Yazım ya da matematikte sıfır alan bir öğrenci bir sıfır-öğrenci olarak görülür, böyle adlandırılır, notu kişiliğiyle karışmıştır. Satıcılıkta da, eğer bir satıcı kotayı gerçekleştiremiyorsa, sicili zayıf bir satış temsilcisi olarak değil de, üretici olmayan, zayıf bir satıcı olarak damgalanır.

Bu “meslek içi” dil oyunları trajik bir olgu dışında pek önemli değildir. Kötü üretici olarak adlandırılan satıcılar çoğu kez kendilerinin satıcılıkta ve hayatta başarısız oldukları görüşünü benimser ve buna sarılırlar. George Orwell’in Hayvan Çiftliği’nde olduğu gibi, çoğu kez kendilerini diğerlerinden daha az insan olarak görürler.

Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha az eşittir.

Bu tutumun sonucunda, satıcıların karşılaştıkları gerilim, baskı ve gerginlikler, sadece mesleki başarılarını değil, kendi imaj ve değerlerinin de tehdit eder.

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :
Düzenleyen: C.Halil Özdemir