Google+ @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  Facebook @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  Twitter @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  LinkedIn @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  Pinterest @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  Instagram @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com  YouTube @chalilozdemir - http://www.chalilozdemir.com 

 

Çevrimiçi : 2
Yatırım Uzmanı

C. Halil Özdemir Armut

Profesyonel bir yaklaşım ve uygun fiyatlarla hizmet vermekteyiz.

TEKLİF AL
Armut
Search Engine Webmaster


Rüyalarımız Anlamları Çözülmeye Değer Sırlardır

Telepati Nedir? » Parapsikoloji - Sınırdaki Bilim » Rüyalarımız Anlamları Çözülmeye Değer Sırlardır

TT:Rüyalarımız Anlamları Çözülmeye Değer Sırlardır

Bazı kimseler, rüyalarımız sırasında bizimle semboller aracılığıyla konuşan içimizdeki sesle alay eder veya onu küçümserler. Bilim ile tarih, bütün bu şüpheleri ortadan kaldıracak örnekler ve açıklamalarla doludur.

Avusturya Veliahtı Franz Ferdinand’ın 1.Dünya Savaşı’nı koparacak Saraybosna’da öldürülmesinden birkaç saat önce, bir adam bütün bu olayları rüyasında görmüştü. Bu sözüne güvenilen adam, veliahdın günah çıkarttığı Piskopos Joseph Lanyi idi. Allak bullak olan papaz, yatağından kalktı, eline kağıt, kalem aldı ve gördüklerini yazmaya girişti. Bu rüyanın tarifi, psikologlar için hala çözülememiş bir sırdır.

«28 Haziran 1914 sabahı 4’ü çeyrek geçe korkunç bir kabusun pençesinde uyandım. Rüyamda, sabahleyin gelen mektupları incelemek üzere yazı masama doğru yürüyordum. Masanın üzerinde, veliahdın armasını temsil eden siyah mühürlü ve siyah çerçeveli açık bir mektup vardı. Veliahdın el yazısını tanıdım. Mektubu elime alınca, kağıdın başında, dar bir çıkmazı temsil eden mavi renkte bir desen gördüm. Ekselans orada, yanında bir general olduğu halde, bir otomobilin içinde oturuyordu. Önde, şoförün yanında bir başka subay daha vardı. Sokağın iki yanında kalabalık toplanmıştı. Derken, kalabalığın içinden fırlayan iki genç, veliahdın üzerine ateş ettiler. Rüyada gördüğüm mektupta şunlar yazılıydı: “Sevgili Dr. Lanyi, bu mektupla size, Saraybosna’da bir suikaste kurban gideceğimizi haber veriyoruz. Bizden dualarınızı esirgememenizi rica ederiz. Arşidük Franz’ın selamlarıyla, 28 Haziran 1914, sabahı 4.15’i.”»

Monsenyör Lanyi, bu hikayesine, rüyada gördüğü sahnenin kroksini de eklemişti. Sonradan, bu desenin, olay sırasında alınan fotoğraflara tıpatıp uyduğu görüldü. Din adamı bundan sonraki saatleri dua ile geçirdi. Hayret verici mesajdan tam on iki saat sonra, yani öğleden sonra 4.15’te ise Avrupa’yı savaşların, ihtilallerin ve sefaletin kucağına atan facianın telgrafını aldı.

En büyük psikologlar, doktorlar ve Sigmund Freud ile C.G.Jung çapında alimler, uykuda, üzerindeki kontrol kalkan bilinçaltımızı araştırmışlardır.

Fakat analize girişmeden önce, rüyayı görenin kendimiz olduğumuzu göz önünde bulundurmak gerekir. Rüya görenin hayat şartları ve birkaç gün önce olup da rüyanın görülmesine etki eden önemli veya önemsiz olayların bilinmesi, rüyanın anlaşılmasında önemli bir rol oynarlar. Çoktandır silinmiş olan çocukluk hatıralarının hatırlanması da aynı derecede önemlidir. Her rüya gören bir olaydır ve rüya, bilinçaltımızı, tıpkı bir fotoğraf negatifi gibi meydana vurur. Psikolojinin önderlerinden biri olan Freud, rüyaların en gizli arzularımızı açığa vurduğuna inanırdı. Ona kalırsa, rüya, anlatılamamış düşüncelerin, arkasında gizli oldukları bir perde idi. Freud’un öğrencisi olan Jung daha da ileri gitmiştir. Rüya onun için, bir perdeden daha fazla bir şey, bilinçaltımızda oluşan ve uzaktan bir telefon veya radyo yayını dinlerken olduğu gibi, ancak az bir parçasını kavrayabildiğimiz esrarı çözülemeyen bir diyalogtur.

Rüyalar, atalarımızın inanışlarının, hurafelerin ve insanlığın ilk çağlarına ait olup biz farkına varmadan nesilden nesile devredilen efsanelerin yankısı da olabilir. Doktorlar, rüyanın böylelerine «büyük rüya» demektedirler. Bu gibi rüyalar enderdir ve rüya görenin, uyandıktan sonra dahi etkisinden sıyrılamadığı dehşetten veya şairane atmosferden anlaşılabilir. Nostradamus’un geleceği bildiren rüyaları da bu tipti. Bu rüyalarda çoğunlukla geleneksel semboller ortaya çıkmaktadır. Mesela, aslan ilkel kuvvetleri, kara üzüm ruhsal verimi, pırlanta saflığı temsil etmiştir.

Eski çağlarda dahi rüyaların, arzuları, korkuları ve ümitleri temsil edebildiği biliniyordu. Asur’lularla Babil’liler, rüyaları mabutlarla ilişki kurmak için bir vasıta olarak görürlerdi. Mısır’lılar ise, Öteki Dünya’nın lisanının açıklanmasına yardımcı olmak üzere mezarların içinde rüyaların açıklanmasına yarayan yazılar koymak geleneğindeydiler. Yunan’lılar, Yahudiler ve Araplar da bu konuda hayli çalışmışlardı. Alman İmparatoru Şarlken de, rüyasında kendisine bildirilen harika ilacın yardımıyla ordularını kırıp geçiren vebanın önünü almayı başarmıştı. Daha yakın tarihte Napolyon, ihanet sembolü olan kara kediyi rüyasında iki kere görerek Waterloo yenilgisini sezmişti.

Önem vermediğimiz birçok şeyler, rüya yoluyla gerçek kişiliğimizi açığa vururlar. Dinle ilgisi olmadığını bar bar bağıran birisi, rüyasında kiliseye girip yere diz çökebilir ve değme dindar kadar huşu içinde ibadet edebilir. Örnek bir hayat süren bir adamın ise, geceleyin onu vicdan azabı içinde kıvrandıran açık saçık rüyalar görmesi mümkündür. İşte bu gibi örnek esas alınarak, gerçek hayatın, rüyada görülenlerin tersi olduğu söylenir.

Rüyaların mesajını anlamak için her zaman bir ruh doktoruna başvurmaya gerek yoktur. En basit rüyaların bile bir anlamı ve bir mantığı olduğuna göre, bazı prensipler bize bu konuda yardımcı olabilirler. «Büyük rüya» niteliğini taşımayan rüyalarda, günlük hayatın sıkıntılarını ve anlaşmazlıklarını buluruz. Çoğunlukla yüzeysel olan bu küçük rüyalar çok kere yararlıdırlar. Çoğu uykunun sonlarına doğru görülürler ve bilincimizin bir çeşit kontrolünü yaparlar. Mesela, rüyada duyulan bir çan sesi işimize geç kalmamızı önleyebilir.

Bu tip rüyaları aynı zamanda, sürekli düşündüğümüz ve uyku sırasında bile bilincimizden uzaklaşmayan soruların karşılığını hazırlayabilirler. Bu tip, en dikkate değer olay, büyük Alman kimyacısı Kekule’nin gördüğü rüyadır. Bu bilgin, benzin molekülünün içindeki atomların düzenini keşfetmeye çalışıyordu. «Uykum sırasında birdenbire atomların gözümün önünde pırıl pırıl parladıklarını gördüm» diye anlatıyor. «Tablo, hiç durmadan kendi üzerinde dönüp duruyordu. Bu, kendi kuyruğuna bağlı eğri büğrü bir şekildi.» Kekule böylece zihnindeki problemi halletmiş oluyordu. Atomlar, o zamana kadar sandığı gibi düz bir hat üzerinde değil, halka biçiminde dizilmişlerdi.

Hayatın her devresinin kendine özgü rüyaları vardır. Çocukların rüyalarının masallardan alınmışa benzeyen bir havası olur. Ergenlik çağındaki, genç çocuk, rüyalarında arzularının kuvvet derecesini açıklar.

Amatör rüya tefsircisinin karşılaşacağı bir tehlike, resim halindeki rüyaya inanmaktır. Aşağıda vereceğimiz ve psikologların binlerce rüyanın incelenmesi sonucu elde ettikleri birkaç sembol sadece yardımcı görevini görmelidir. Bunları kişinin hayat tarzı ile mizacına göre giydirilecek bir çeşit rüya iskeleti olarak kabul etmek yerinde olur.

Rüyamızda sık sık vücudumuzu görürüz. Rüyanın anlamı, vücudun çıplak olup olmamasına göre değil, görüşüne bakarak tayin edilmelidir. Bazen vücudun bir bacak, yüz, v.s. gibi bazı kısımları eksik olabilir. Bu, kişiliğin zaafı anlamına gelir. Göz, ışığın ve vicdanın karşılığıdır. Bazen göz, sıkı veya gevçek oturan, açık veya koyu renkli gözlükle bir arada görülebilir. Burada gözlük, bizi bazı durumları daha iyi görmeye davet eder.

Rüyada berber görmek de sık sık tekrar eden olaylardandır. İlkel kuvvetleri temsil eden saçları ve kılları düzene koymakla, berber, insanın tabiatını disipline sokuyor demektir. Rüyada kulak, burun veya ağız görmek enderdir. Halk inanışının aksine dişini kaybetmek, yas belirtisi değildir, sadece iktidarsızlık, enerji kaybı anlamına gelir, zira dişlerin cinsel bir anlamı vardır.

Cinsiyet organlarını görmek, cinsel arzuyu ve cinsel kuvveti sembolize eder. Bacaklar ve ayaklar geleceğe doğru yürüyüşümüzü hatırlatır. Yüzme de yürüyüş değerindedir. Bir nehri aşmak, ciddi bir karar vermek, olgunluğa doğru atılan bir adım, çocukluktan yetişkinliğe geçiş olarak kabul edilmelidir. «Sol ayakla kalkmak», «sağ eli uzatmak» gibi popüler formüller de anlamlıdır. Sol, geçmişe, yani anneye bakıştır, sağ aksine gelecektir.

Rüyada kendimizi sık sık biçimsiz şekilde giyinmiş olarak görmek, kıyafet rüyası, sosyal değerimizi ve mevkiimizi temsil eder.

Ölüm rüyalarının kehanetle alakası yoktur. Çeşitli ruh hallerini temsil edebilirler. Rüya, sevilen bir ölüyü anlandırıyorsa, hatırlamak arzusudur. Hayatta olan birisini ölü görmek, aradaki bağları koparmak arzusu veya sosyal ikiyüzlülüktür.

Bu sembolleri bilince, rüyaların incelenmesi hoş bir psikolojik idman görevi olur. Rüyalarımız bir bakıma kişiliğimiz olduğuna göre de, böylelikle geleceğimizin kartlarını yararımıza ve arzularımıza en uygun şekilde oynayabilmemize yardım ederler.

 

 

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :



Düzenleyen: C.Halil Özdemir