chalilozdemir

Çevrimiçi : 2
Bülten

Search Engine Webmaster

Bumerang - Yazarkafe

Olağanüstü Duygular - F.J.B. Rhine

Telepati Nedir? » Olağanüstü Duygular - F.J.B. Rhine

TT:Olağanüstü Duygular - F.J.B. Rhine

Tabiat üstü bir ilme kendimi vereceğim hiç aklıma gelmezdi. Çevremde gaipten gelen haberlerden, ruhları çağırdıklarından söz edildiğini işitirdim. Fakat babm iyi bir eğitim görmüş, olumlu bilimlere inanan bir adamdı. Bu gibi hikayeleri hep gülünç ve saçma bulurdu. Onun için çocukluğumda ben de bu gibi şeylerin etkisi altında hiç kalmadım.

Üniversitede iken, en çok sevdiğim ve saydığım bir profesör, bana kendisinin de şahit olduğu psişik bir olaydan söz etti. Bir gece 40 yıldan beri haber almadığı bir okul arkadaşını rüyasında görmüştü. Bu rüya o kadar canlı idi ki, uyandığı zaman bile onu unutamamıştı. Ailesine bundan söz etmiş ve oturup eski arkadaşına bir mektup yazmıştı. Birkaç gün sonra ondan bir mektup almıştı. Mektup:

«Seni rüyamda o kadar canlı bir şekilde gördüm ki bunca yıldan sonra sana bir mektup yazmak arzusunu yenemedim.»

Biyolojide çalıştığım için bu gibi şeylerden şüphe etmesini öğreniyordum. Klasik psikoloji çerçevesini aşan bu psişik kuvvetleri laboratuvar deneyleri gibi sıkı bir kontrolden geçirmek istiyordum. Arkadaşlarıma bu fikrimi açtığım zaman Alman mültecisi olan bir genç kız benim bu fikrimle ilgilendi ve hayatımızı birleştirmeye karar verdik. Bir gün büyük yazar Upton Sinclair’in «Zihni Radyo» isimli kitabı elime geçti. Orada karısı ile yaptıkları telepati denemelerini anlatıyordu. Onun yaptığı resimleri 50 km uzakta olan karısı aynen çiziyordu. Bizi en çok şaşırtan Sinclair’in bu deneylerini sıkı kontrolden geçirişi oldu. Einstein ve Prof. Mc Dougall bile buna inanmış görünüyorlardı.

Mc Dougall bundan az sonra Duke Üniversitesine tayin olundu. Ben de orada bir görev bulmuştum. O sırada Mc Dougall bütün Amerikalıların saydığı bir İngiliz psikoloğu idi. İlim Dünyasını hipnotizma ile de ilgilendirmeye çalışıyordu.

Kendisi kontrollü telepati denemeleri yapıyordu. 1930 yılının sonbaharında beni iki genç yardımcısı ile tanıştırdı. Onlarla tanıştıktan sonra laboratuvarlar Dünyasından medyumlar Dünyasına geçmeye karar verdim. Böylece 1931 ilkbaharında karımla hülyalarımızı gerçekleştirme hevesine kapıldık.

Hipnotizma yolu çok verimli olmadı. Ondan vazgeçtik. Kimyanın karışık araçlarına alışmış olan bizi, zihnin esrarına girmek için kullandığımız şeyleri gören şaşırdı. İki adam, bir masa, iki iskemle ve acayip görünüşlü bir iskambil kartı, hepsi bundan ibaretti. Kağıtlar ilerisini görmek için kullanılan klasik bir araç idi. Fakat hile imkanını azaltmak için Zenner 25 kartlık bir deste düşünmüştü. Bu kartlarda esaslı beş sembol bulunacaktı. Ben onlara «Zenner kartları» ismini vermiştim. Sonra P.E.S. kartları ismi ile bütün Dünyayı dolaşacağını aklıma bile gelmemişti.

İlk denemeleri üniversite öğrencileri ile yaptım. Ortalama, cevaplarda 25 tanede 6,5 doğru çıkıyordu. Bu ümit verici bir sonuçtu. Bir gün bir psikoloji öğrencisi olan Lizmayer laboratuvarıma geldi. Beni her görmeye gelene yaptığım gibi bir deste iskambil aldım, karıştırdım. Sonra gelişigüzel bir kart çekerek ne olduğunu söylemesini istedim. Doğru söyledi. Denemeyi tekrarladım, dokuz kere üst üste çevirdiğim kartı bildi. Elime bu alanda bir dahi geçmişti.

Parapsikoloji hakkında verdiğim bir konferanstan sonra genç bir öğrenci beni görmeye geldi. Bizim deneylerimizle çok ilgileniyordu. Ailesinde psişik kudrete sahip olanlar vardı. Bunu gözleriyle görmüştü.

«Sizde de böyle bir kudret var mı?» dedim.

«Sanıyorum ama, korkuyorum» dedi.

Laboratuvarın şartları içinde korkacak bir şey bulunmadığını kendisine söyledim. Yaptığımız denemelerin çoğunda başarı kazanıyordu. Fakat bir gün gelerek;

«Artık benden iyi bir sonuç alamayacaksınız» dedi.

Hep başarı göstermek endişesi içinde yaşadığından sonunda bu yeteneğini kaybetmişti.

Şimdi en iyi asistanım olan Miss Ownley’e gelince, bir gün beklenmedik bir şekilde bana geldi. Psikolojiden mezun olmuştu. Duke Üniversitesinde hipnotizma ile tedavi hakkında etüd yapıyordu. Bir gün tesadüfen bizim denemelerimizde bulunmuştu. Bunlarda hile olmamasına imkan olmadığını söylüyordu. Onu kandıramayınca ona bir deste kart verdim ve bir arkadaşı ile denemeler yapmasını söyledim. Birkaç gün sonra gene geldi.

«Ooo! Doktor Rhine, çok mahçubum!» dedi. Parlak sonuçlar almıştı. 25 taneden 15 taneyi bilmişti.

O günden bu yana bütün denemelerimiz bir sürü laboratuvarda kontrol edildi. Her iki cinsten, her yaştan insanlarla denemeler yaptık. İçlerinde zihinleri gelişmemiş çocuklarla, körler bile vardı. Denemelerimizin tekniklerini kaç kere değiştirdik. Sembollerimizi büyülttük, küçülttük, değiştirdik. Zaman ve mekana bakmadan bu kudretin hep geliştiğini gördük. Duke Üniversitesinden 400 km uzakta benim laboratuvarımda bulunan Miss Ownley ile bir telepati muhaberesine giriştiği zaman bana yalnız bunu kaydetmek kalıyordu. Gençlik hülyamın bir kısmını gerçekleştirdim, sayılır. 1934’te ilk kitabım olan «Olağanüstü Duygular»ı yayınlacağım zaman bir dostum bana:

«Aldığın mektupların sayısı fazlaşacak» dedi. Gerçekten her yıl binlerce mektup alıyorum. Bugün her seviyedeki insan, bizim araştırmalarımızdan, insanların binlerce yıldan beri dinden beklediği şeyi bekliyor. İnsanoğlunun sırrının anahtarını bulmayı!

Bir gün P.E.S.’ye tamamiyle hakim olmaktan ümit kesmeyiz. Fakat şimdilik kolayca kontrol edilebilen denemelerle yetinmeliyiz.

İnsanların beşte birinde bir telepati kuvveti olduğunu tecrübelerimizle biliyoruz. Zamanla herkeste böyle bir kuvvet bulunduğunu göreceğiz veya onlardaki bu kudreti keşfedeceğiz.

Şimdilik en akıllıca hareket elimizdeki olaylarla yetinmektir. Onlar bile yeter derecede şaşırtıcıdır ve bize klasik psişikte «Radyoaktivite»nin yarattğı ihtilale benzer bir ihtilal vaad etmektedirler.

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :
Düzenleyen: C.Halil Özdemir