chalilozdemir

Çevrimiçi : 1
Bülten

Search Engine Webmaster

Bumerang - Yazarkafe

Bizi Yöneten Esrarlı Duyu

Hayaletler, Hayaller ve Şaşırtıcı Görüntüler » Bizi Yöneten Esrarlı Duyu

TT:Bizi Yöneten Esrarlı Duyu

Çok kimse, ömründe hiç değilse bir kere, garip, çirkin, hatta tehlikeli bir maceraya atılmak için önüne geçilmez bir arzu duymuştur. Bu sırada sanki nereden geldiği belli olmayan bir emre uyar gibi davranırım. Savaş sırasında asker olan herkes, bu garip etkiyi hatırlayacaktır. Siperden çık, başka bir yöne doğru ilerle, kenara sıçra! İşte eğer o sırada ayrıldığımız sipere bir el bombası isabet eder, yarım saniye önce bulunduğumuz yerde her şey paramparça olursa, o zaman bu hissin sizi yanıltmadığını, belirli bir amaçla davranmış olduğunuzu açıkça anlarsınız. Acaba batıl inançlar bu meçhul Dünya’dan alınan mesajların kötü bir şekilde değerlendirilmesi demek olmaz mı? Gaipten sesler duyan, bu emirlere göre davranan kimseler, - mesela Jeanne d’Arc - gibi bizim körleşmiş bu esrarengiz duyu organımızı kullanmasını bilen yaratıklar olamazlar mı?

Bazen de sadece dine aykırı ve içgüdüsel faktörlere dayanmayan bu duyular uzun zaman etki ederek, belirli kimseleri çok garip davranışlara zorlarlar. Buna bir örnek verelim. Londra’da büyük bir ticaret firmasının müdürünün sekreteri olan Bayan Bingley, akşamları evine dönmek için hep Euston istasyonundan banliyö trenine binerdi. Bir akşam, sebebi bilmeksizin istasyonu geçti ve İskoçya’ya giden bir trene bindi. Daha trenin kalkmasına yarım saat vardı. Kararını değiştirmekten korktuğu için, bilet almak üzere bile aşağıya inmedi. Glasgow’da oturan babasına gitmek istediğini biliyordu, ama bunu sebebini anlamamıştı.

Aynı şekilde neden eve telefon edip haber vermediğini, hatta daha önemlisi, babasının hatırını neden telefonla sormadığını da bilmiyordu. Sadece buradan gitmeyi düşünüyordu. Tren gecenin karanlığında ilerlerken, Bayan Bingley de zihnini toplamaya çalışıyordu. Aklı başında, mantıklı ve düşünceli bir kadın, çocuklarını ve kocasını böyle belirsiz bir gaye uğruna nasıl terkedebilirdi. Bu sorusuna bir türlü cevap bulamıyordu. Uykusu da kaçmıştı. Neyse ki biletçi geldiğinde, çantasında cezalı bilet ücretini ödemeye yetecek kadar para buldu.

Ertesi sabah, hava soğuk ve yağmurluydu. Bayan Bingley hemen bir taksiye binerek, doğru annesinin ölümünden beri şehir dışına yakın bir yerde, yalnız başına yaşayan babasının oturduğu eve gitti. Oraya varınca arabadan fırlayarak eve koştu. Kapı kilitli değildi. Hiç duraklamadan merdivenlerden çıkarak babasının odasına girdi. Perdeler kapalı olduğu için oda oldukça loştu. Birden babasının sesini duydu.

«Sen misin Edith?»

Yaşlı adam henüz uyanmış ve hareket edemediğini fark etmişti. Felç gelmişti. Bir gece önce televizyon seyrettikten sonra, her zamanki gibi 23’te yatmıştı. O zaman kendini çok iyi hissettiğini söylüyordu.

Bir saat sonra, eve gelen doktor gittikten ve babasına bir hemşire tutulduktan sonra, Bayan Bingley «Kimbilir ne kadar korkmuşsundur?» dedi.

Yaşlı adam «Hayır, hiç korkmadım» diye cevap verdi. «Nasıl olsa senin neredeyse geleceğini biliyordum».

 

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :
Düzenleyen: C.Halil Özdemir