chalilozdemir

Çevrimiçi : 1
Bülten

Search Engine Webmaster

Bumerang - Yazarkafe

Başkalarının Düşüncelerini Okuyarak Suçları Aydınlatmak

Hayaletler, Hayaller ve Şaşırtıcı Görüntüler » Başkalarının Düşüncelerini Okuyarak Suçları Aydınlatmak

TT:Başkalarının Düşüncelerini Okuyarak Suçları Aydınlatmak

Kanada polisi iki kere, iki değişik adamın olağanüstü yeteneklerinden faydalandı. Bu adamlar katillerin düşüncelerini okuyabiliyorlardı.

Kanada polis müfettişlerinden Hancook, bu sefer doğru kimseyi yakaladığından emindi. Fakat henüz onun suçunu kesinlikle belirleyecek delillere sahip değildi. Hancook Manville polisi tarafından Alberti mahallesinin en uç kısımlarına çağrılmıştı. Buradaki bir çiftçi evinde tam bir katliam sahnelenmişti. Bayan Booher ile büyük oğlu, çiftliğin mutfağında öldürülmüşlerdi. Dışarıda da bir uşak ile bir başka çiftçi yatıyorlardı. Herhalde bunlar da silah seslerini duyunca oraya koşmuşlardı. Bütün kurbanlar aynı şekilde yüzlerine iki, üç kurşun sıkılarak öldürülmüşlerdi. Ailenin sadece iki üyesi kurtulmuştu. Aile reisi o sırada Manville’de alışveriş yapıyor, oğullarının küçüğü ise yakındaki gölde balık avlıyordu.

Hancook her tarafı dikkatle aradı ve katilin kullanmış olduğu kurşunlardan birkaçını buldu. Mutfakta lavabonun içinde de bir şarjör duruyordu. Bu sayede cinayet aletinin bir asker tüfeği olduğu meydan çıktı. Tüfek 303 kalibrelik, İngiliz yapısı, Enfield marka idi. Yarım saat kadar sonra da, civarda oturan bir köylünün aynı marka tüfeğinin çalındığını ihbar ettiğini öğrendi. Köylüyü bularak, adamdan kullanılmış mermiler aldı ve cinayetin çalınan tüfekle işlenmiş olduğunu kolayca anladı. Artık iş tetiği kimin çektiğini bulmaya kalmıştı. Ama zor olan şey de buydu. Hancook, iki gün sonra ilk zanlıyı, tüfeğin asıl sahibini listeden silmek gerektiğini farketti. Çünkü cinayet işleyen o olsa, önce tüfeğinin çalındığını ihbar eder, sonra da silahı saklar veya imha ederdi.

Asıl şüpheli kimse, aşlenin balığa çıkmış, ama hiç balık tutamamış olan Vernnon Booher adındaki oğluydu. Hancook birkaç gün sonra, Vernon’un komşulardan birinin kızıyla ilişkisi bulunduğunu, fakat Bayan Booher’in kıza bir gün gayet ters davranmasından sonra, kızın genci bir daha görmek istemediğini ortaya çıkardı. Zaten kadın hem kocasına, hem de çocuklarına hükmetmesini seven bir kimseydi. Bir gün Hancook gayet normal bir şey söylermiş gibi, Vernon’a annesini ve olaya şahit olan diğer üç kişiyi öldürüp öldürmediğini sordu.

Genç adam alayla «İspat edin» diye cevap verdi.

«Demek gerçekten sizdiniz? Delil toplayana kadar sizi tevkif edeceğim.»

«Nasıl olsa yine bırakmak zorunda kalacaksınız.»

«Görüşürüz!»

Müfettişin ne pahasına olursa olsun, tüfeği bulması gerekliydi, ama bu saman yığınında iğne aramak demekti. Tüfeğin nerede saklı olduğu hakkında en küçük bir fikri bile yoktu. Vernon bir ata binip uzaklara giderek tüfeği saklamak için yeteri kadar zaman bulabilirdi. O sırada müfettiş Hancook, Vancouver’de suçlu kimselerin akıllarından neler geçirdiklerini okuyan Maximilian Langsner adında birinin bulunduğunu öğrendi. Meslekdaşlarının kendisiyle alay edeceklerinden çekindiği için, kimseye haber vermeden Langsner’e telefon etti.

İki gün sonra adamı karşılamak üzere istasyona gitti. Artist Adolphe Menjou’ya şaşılacak kadar benzeyen, ufak tefek, kibar tavırlı adamla karşılaşınca şaşırdı.

«Benim yeteneğime inanmıyorsunuz ama, son umudunuz bu olduğu için bana baş vurdunuz, değil mi?»

Müfettiş öfkeyle «Suçlu ben olmadığıma göre, benim düşüncelerimi okumanızın önemi yok, Bay Langsner» diye cevap verdi. «Sizin bu konuda ne gibi başarılar elde ettiğinizi öğrenmeyi tercih ederim.»

Bir Alman mülteci olan Langsner, çeşitli hırsızların düşüncelerini nasıl okuduğunu ve bu şekilde çalınmış mücevherleri bile bulduğunu anlattı.

Hancook «Bu sefer karşınızda bir katil var. Herhalde bu biraz değişik olacaktır» dedi. Sonra da o güne kadar elde edebildiği bütün ipuçlarını saydı.

«Demek Vernon Booher’in tüfeği nereye sakladığını öğrenmek istiyorsunuz... Eğer suçlu oysa tabi.»

«Tamam. Ne yapacaksınız?»

«Beni bir hücreye götürün ve kapıyı onu görebileceğim şekilde açık bırakın. Eğer katil oysa nasıl olsa er ya da geç tüfeği düşünecektir.»

Kapıyı açmalarına lüzum kalmadı, çünkü iki hücre koridordan parmaklıklarla ayrılmıştı. Vernon Booher gelip koridorda hücrenin karşısında bir iskemleye yerleşen ufak tefek, sessiz ve sevimli adamı görünce şaşırdı.

Bu sessiz sorgu bir saat sürdükten sonra, Vernon feci şekilde küfür etmeye başladı. Ama ufak tefek adam hiç bir şey duymuyormuş gibi davranıyordu. Bir ara koridorun ucunda Hancook göründü ama, Langsner ona gitmesi için işaret etti.

Nihayet beş saat sonra Langsner yerinden kalkarak müfettişin bürosuna gitti.

«Evet. Ne oldu?»

«Tüfeğin nerede saklı olduğunu artık biliyorum. Bana kağıt kalem verin!»

Langsner müfettişin masasına oturarak, bir kroki çizdi. Bir çiftliğin bir parçası, ağaçlar, çalılıklar, telden bir çit ve yine çalılıklar.

«İşte burada. Tüfek şu fidanın altında gömülü. Bu bölgenin neresi olduğunu biliyor musunuz?»

«Emin değilim ama... Şu binanın köşesi... Booher’lerin çiftliğine benziyor.»

«Gidelim öyleyse.»

Bir saat sonra krokide işaretlediği fidanın altını kazan Langsner tüfeği buldu. Vernon Booher de asıldı.

 

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :
Düzenleyen: C.Halil Özdemir