chalilozdemir

Çevrimiçi : 10
Bülten

Search Engine Webmaster

Bumerang - Yazarkafe

Atlarla Konuşan Adam - John Solomon Rarey

Hayaletler, Hayaller ve Şaşırtıcı Görüntüler » Atlarla Konuşan Adam - John Solomon Rarey

TT:Atlarla Konuşan Adam - John Solomon Rarey
  • Atlarla Konuşan Adam - John Solomon Rarey
    Atlarla Konuşan Adam - John Solomon Rarey

Bazı efsane ve masallarda, insanların, hayvanların konuşmalarını anladıkları devirlerden söz edilir. Franz von Assis’in kuşların dilini anladığı rivayeti yayılmıştır.

Biz hayvanların dillerini bilmesek bile, onlarla çok yakından ilgilenen kimseler, hayvanların bakışlarından anlam çıkartabilir, onların üzüntü ve sevinçlerini anlar.

Ohio Eyaleti’nde oturan Amerikalı çiftçi John Rarey, atların dilinden anladığını ve onlarla konuşabildiğini söylerdi. Son derece vahşi ve tehlikeli atların bile yanına gider, onlarla bir iki saat konuşur ve hayvan ondan sonra, onun yanında kuzu gibi davranırdı. Bu olayın geçtiği 1850 yıllarında başlıca ulaşım aracı at idi. John’un ünü pek çabuk yayıldı ve dört bir yandan gelen çiftçiler ve seyisler, ondan yardım istemeye, ya da inatçı atlarını ona getirmeye başladılar.

John Rarey 19 yaşındayken Teksas’a gitti. Oradaki çiftçi ve kovboylar da onun atlarla nasıl anlaştığını görmek istiyorlardı. Yanına bir uyku tulumu ile bir de makaslı dürbün alan John, vahşi atların sürü halinde yaşadıkları bölgelerde dolaşarak kamp kurarak üç ay süreyle hayvanların her türlü davranışlarını inceledi. Şehire dönünce de atlarla karşılaşmaya hazır olduğunu söyledi.

Teksaslılar onun için beş tane huysuz, uslanmayan at seçtiler. Bunlardan dördü sahiplerini öldürmüş, beşincisi ise dört kişiyi ağır yaralamıştı. John da o kadar ün kazanmıştı ki, civardaki bütün gazeteler oraya birer muhabir göndermişlerdi. Onun ne yapacağını görmek için beşbin kişiden fazla seyirci toplanmıştı.

John ortaya çıktığı zaman, ıslıklarla karşılandı. Çünkü kovboy gibi giyinecek yerde, en güzel elbisesini giymişti. Gülümseyerek birinci atın kapalı olduğu yerin kapısına doğru ilerledi. Bu atların hepsinin birer birer kapalı bir yere konulmasını o şart koşmuştu. Seyislerden birinden ahırın anahtarını istedi. İkinci şartı atla beraber içeriye kpanması. Atın tepinmesinden bütün ahır sarsılıyordu. John kapıyı aralayarak içeriye bir göz attı, biraz bekledikten sonra da, girerek kapıyı kapattı.

Birkaç dakika sonra içerideki bütün sesler kesildi.

Atın sahibi olan çiftçi, «Adam öldü» dedi. «Artık cesedini alıp onu gömebiliriz.»

Fakat hakemlik yapan kimseler henüz işe karışmak istemiyorlardı. John onlardan, ilk beş saat boyunca içeriye girmeyeceklerine söz almıştı. Halk önce bahse tutuşmaya başladı. Fakat vakit uzadıkça ilgileri kayboldu. Artık herkes John Rarey’in öldüğüne inandığı için, kimse onun tarafını tutmuyordu. Beklemeye devam ettiler. Sonunda dayanamayan halk, ahırın kapısını vurmaya başladı ama, içeriden cevap alamadılar. Çiftçiler ve hele kadınlar kızarak, zavallı silahsız genç adamı vahşi canavarın karşısına bırakmanın doğru olmadığını, zaten adamcağızın herhalde artık öldüğünü söylemeye başladılar. Tam o sırada kapı açıldı. John Rarey eğersiz, çıplak atın üzerinde gülümseyerek yavaş yavaş dışarıya çıktı. Herkesin soluğu kesilmişti. Sonra birden alkış koptu. Rarey atı meydanın ortasına kadar götürdü ve elini kaldırarak sakin olmalarını rica etti.

Sonra da eliyle atın boynunu okşadı. Hayvan dizlerinin üzerine çökerek yere yattı. John da şapkasını çıkartarak kalabalığın önünde eğildi. Bu, o güne kadar görülmemiş bir olayın başlangıcıydı.

John, ehlileştirdiği iki at tarafından çekilen bir arabayla, bütün Amerika’yı dolaşarak, at terbiyesi ve atlar hakkında birçok konferanslar verdi. Anlattıklarını da örneklerle ispat etti. Sonunda ünü okyanusu da aşınca, şüpheci İngiliz at yetiştiricileri birleşerek, onu yeteneklerini kendilerine ispat etmesi için davet ettiler. John Rarey bu daveti kabul eder etmez, hemen tehlikeli bir at aranılmaya başladı. Sonunda uzmanlar Lord Dorchester’in, 1858 yılında da dörtbin İngiliz Sterlin’ine satın aldığı bir at üzerine karar kıldılar. Cruiser inanılmayacak kadar hızlı koşan, çok güzel bir hayvandı. Ama sonradan sanki huyu değişmiş, vahşileşerek, adeta delirmişti. Krizi tuttuğu zaman, içinde bulunduğu ahırları bile birkaç dakikada yıkıyordu. Lord Dorchester atı öldürtmek istemediği için, ona demir kapılı taştn bir ahır yaptırmıştı.

John Rarey önce atı görmek istedi. Sonra da burada problemin daha başka olduğunu, çünkü atın vahşi değil, deli olduğunu açıkladı. İngilizler onu küçümseyip gülünce de, «Buna rağmen onu yola getirebileceğime inanıyorum» dedi.

Ertesi gün yanında bazı aletler getirdi. Cruiser kendisini nelerin beklediğini herhalde anlamıştı ki, daha Rarey’i görür görmez, dehşetli bir öfke krizine kapıldı. Etrafına öyle şiddetli çifteler atıyordu ki, bütün bina sarsılıyordu. John şık silindir şapkasını askıya astı, gülümseyerek içeriye süzüldü ve ata bir yular takarak tekrar dışarıya çıktı. Birkaç dakika sonra bitkin düşen hayvanın sesi çıkmaz olmuştu. John bu sefer eline ucunda halkalar bulunan geniş bir kayış alarak içeriye girdi. Bu kayışı kemer gibi ata bağladı. Halkalardan başka kayışlar da geçirerek bunları atın nallarına tutturdu, öyle ki hayvanı istediği zaman diz çökmeye zorlayabilecekti.

Atın yanında üç saat kalarak, onun konuştu, okşadı ve huysuzlaştığı zaman diz çökmeye zorladı.

22 Nisan 1858’de, ahıra ilk girdiğinden 24 saat sonra John Rarey, uysal ve iyi huylu Cruiser’in üzerinde Londra sokaklarında dolaşıyordu.

Onun yarattığı olayları duyan Kraliçe Viktoria da, bu genç Amerikalı ile tanışmak istedi. Böylece John Rarey, Windsor Sarayı’na davet edildi. O, yarış atlarının bulunduğu ahırları gezerken, Kraliçe de pencereden onu izliyordu. Uşaklar Rarey’e yanına kimseyi yaklaştırmayan bir at getirdiler. Atın boynuna iki ip bağlanmış, bunları sağdan ve soldan adamlar çekiyorlardı. John Rarey Kraliçe’ye selam vererek atı bir ahıra sokmak için izin istedi ve atın arkasından gitti. On dakika sonra içeriden hiç gürültü gelmediğini gören Kraliçe, kuşkulanarak kapının açılmasını emretti.

Kapıyı açanlar, atın samanların üzerinde boylu boyunca yattığını gördüler. John Rarey de onun yanına yatmış, başını omuzuna dayamış, gülüyordu. Ayağa kalkarak onların vakitlerini aldığı için özür diledi, bu kadar vaktin gerekli olduğunu söyledi ve atın hafifçe yelesinden çekti. Hayvan da ayağa kalkarak, Kraliçe’nin önünde dizlerini büküp bir reverans yaptı.

Genç Amerikalı, sonra Avrupa turnesine çıktı. Kendisine gösterilen bütün atları ehlileştirmeyi başardı. Bir kere bile başarısızlığa uğramadı. John Rarey’in bu yeteneğinin sırları hiç kimse öğrenemedi.

 

 

 

Diğer Yararlı Yazılarımız :

 

En Çok Okunan Yazılarımız :
Düzenleyen: C.Halil Özdemir